<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>zest!™ Society &#187; irfan</title>
	<atom:link href="http://www.myzest.com/author/irfan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.myzest.com</link>
	<description>"Sosyal Bi' Hadise"</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Jan 2012 14:46:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Dua</title>
		<link>http://www.myzest.com/dua/</link>
		<comments>http://www.myzest.com/dua/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2008 05:38:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>irfan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.myzest.com/dua/</guid>
		<description><![CDATA[

Vaktiyle bir ateşperest, oğlunu evlendirmektedir. Düğün günü çok koyun ve inek kesilir. Et kokuları mahalleyi sarar. Ancak evin bitişiğinde, müslüman, dul bir kadın, dört yetimiyle yaşamaktadır.
Hepsi de günlerdir açtırlar.
Kadıncağız, düğün evinin kapısını çalıp, &#8220;ateş&#8221; ister. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><a href="http://www.myzest.com/wp-content/dua.jpg" rel="shadowbox[sbpost-235];player=img;"><img class="alignleft size-medium wp-image-287" title="dua" src="http://www.myzest.com/wp-content/dua-300x225.jpg" alt="dua" width="300" height="225" /></a>Vaktiyle bir ateşperest, oğlunu evlendirmektedir. Düğün günü çok koyun ve inek kesilir. Et kokuları mahalleyi sarar. Ancak evin bitişiğinde, müslüman, dul bir kadın, dört yetimiyle yaşamaktadır.</p>
<p>Hepsi de günlerdir açtırlar.</p>
<p>Kadıncağız, düğün evinin kapısını çalıp, &#8220;ateş&#8221; ister. Ancak maksadı başkadır. &#8220;Belki yemek verirler&#8221; diye gitmiştir.</p>
<p>Adam, kadının niyetini anlasa da, birşey vermez.</p>
<p>Kadıncağız, bir daha gidip &#8220;ateş&#8221; ister. Yine eli boş döner.</p>
<p>Üçüncüde yine öyle.</p>
<p>Ama ne olur bilinmez, bu defa acır kadına. Hallerini anlamak için dehlize iner ve dayar kulağını bitişik evin duvarına ve dinler. <span id="more-235"></span></p>
<p>Yetimcik, annesine yalvarıyor:<br />
- Anneciğim, ne olur bir daha git. Belki bu sefer birşey verirler.</p>
<p>Kadın ağlamaklıdır:<br />
- Üç defa gittim yavrum! Artık utanıyorum.</p>
<p>Adam bunu duyar. Kalbi sızlar. Bir mükellef &#8220;Sofra&#8221; hazırlatıp, gönderir evlerine. Ve dehlize inip, dinler yine.</p>
<p>Yetimlerin en küçüğü duâ ediyor:<br />
- Yâ Rabbî! O nasıl bize ikram ettiyse, sen de ona ikram et! Onu îmanla şereflendir!</p>
<p>Ardından;<br />
- Âamiiiin! sesleri yükselir.</p>
<p>O anda, kalbi döner ateşperestin.<br />
Ve &#8220;Şehâdet&#8221;i getirip îmanla şereflenir.</p>
<p>Nitekim;<br />
Sadaka, belâyı önler. Ama duâ, kaderi değiştirir!<br />
buyurmuştur büyüklerimiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.myzest.com/dua/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçük Bir Çocuk</title>
		<link>http://www.myzest.com/kucuk-bir-cocuk/</link>
		<comments>http://www.myzest.com/kucuk-bir-cocuk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2008 07:10:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>irfan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.myzest.com/kucuk-bir-cocuk/</guid>
		<description><![CDATA[

   Deniz kenarına oturmuş, gözlerinide ilerdeki bir noktaya dikmişti. Belki de bir saattir öylece duruyordu.Onun bu hâli, alışveriş için balıkçı sandallarının kıyıya dönmesini bekleyen bir ihtiyarın dikkatini çekti. Yaşlı adam, seke seke onun ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p align="left"><a href="http://www.myzest.com/wp-content/topvecocuk2.jpg" rel="shadowbox[sbpost-227];player=img;" title="topvecocuk"><img src="http://www.myzest.com/wp-content/topvecocuk2.thumbnail.jpg" title="topvecocuk" alt="topvecocuk" align="left" /></a>   Deniz kenarına oturmuş, gözlerinide ilerdeki bir noktaya dikmişti. Belki de bir saattir öylece duruyordu.Onun bu hâli, alışveriş için balıkçı sandallarının kıyıya dönmesini bekleyen bir ihtiyarın dikkatini çekti. Yaşlı adam, seke seke onun yanına gidip:- Merhaba delikanlı!. dedi. Bu gün deniz çok harika değil mi?</p>
<p> Küçük çocuk, başını çevirmeden;<br />
- Ama rüzgârlı, dedi. Topum denize düşünce sürükleyip götürdü. Adam, çocuğun yanına oturup:<br />
- Eğer biraz genç olsaydım, yüzüp onu alırdım!. dedi. Ama şimdi adım bile atamıyorum.<br />
Küçük çocuk, ona cevap vermedi. Ve kıyıdan uzaklaşan topunu daha iyi görebilmek için, hemen yanındaki tümseğe çıktı.<br />
Yaşlı adam, sakin bir ses tonuyla: <span id="more-227"></span><br />
- Ümidini hiçbir zaman kaybetme!. dedi. Bence dua etsen çok iyi olur.<br />
Çocuk, büyük bir sevinçle:<br />
- Dua etsem topum geri gelir mi? diye sordu. Denize düştüğü yeri<br />
bilir mi?<br />
- Allah isterse eğer, ona öğretir!. dedi ihtiyar.<br />
Topun geri gelmese de, duaların sevabı sana yeter.<br />
Küçük çocuk, yaşlı adamın sözlerini biraz düşündükten sonra, her<br />
okuduğunda dedesinden bahşiş kopardığı duaları ard arda<br />
sıraladı. Daha sonra da, topun dönmesi için Allah&#8217;tan yardım istedi. Ama<br />
üzüntüsü azalmamıştı. O topa bir sürü para harcamış, bayram parasını bile ona<br />
katmıştı. Şimdi artık tek şansı, bazen olduğu gibi, rüzgârın âniden yön<br />
değiştirmesiydi. Ama deniz çok büyüktü, topu ise küçücük. Akşamüstü hava biraz daha sertleşti. Ve güneş batmak üzereyken sandallar döndü.<br />
Çocuk, eve gitmek istemiyordu. Bu yüzden de ihtiyarla birlikte oyalandı.<br />
Yaşlı adam, hep aynı balıkçıdan alışveriş yapardı. Sonunda onu bulup:<br />
- Avınız inşallah iyi geçmiştir!. dedi Eğer varsa, birkaç kilo alabilirim.<br />
Sandaldaki adam, bir kova içindeki balıkları gösterip:<br />
- Zaten ancak o kadarcık tutmuştum, dedi. Denizde &#8216;av&#8217; diye bir şey kalmadı.<br />
-Dua etmeyi denediniz mi? diye atıldı çocuk. Ümidinizi sakın kaybetmeyin!.<br />
Balıkçı için her şey tesadüftü. Bunun için de &#8216;rasgele&#8217; derlerdi.<br />
Ama şimdi bir şey hatırlamıştı. Yıllar yılı unuttuğu bir şeyi. Çocuğun yanaklarını okşarken:<br />
- Dua ha!. diye mırıldandı. O zaman tutar mıyım?<br />
- Tutamasanız bile, duaların sevabı size yeter, dedi çocuk.<br />
Bunu yeni öğrendim. Balıkçı, böyle bir sözü ilk defa duyuyordu.<br />
Başını ağır ağır sallayarak:<br />
- Ben de yeni öğrendim!. diye gülümsedi. Üstelik de küçük bir öğretmenden.<br />
Çocuk, bu sözlerden çok hoşlanmıştı.Artık topun gitmesine üzülmüyordu.<br />
Yanındaki yaşlı adam ona bir göz kırparken, balıkçı tekrar sandala yöneldi ve ağların üzerindeki eski örtüyü açtı. Bir top vardı orada.Henüz ıslak olduğundan, ışıl ışıl parıldayan<br />
bir futbol topu.<br />
Balıkçı, onu çocuğa uzatıp:<br />
- Öğretmenlerin hakkı hiç ödenmez!. dedi. Bunu biraz önce denizde buldum!.<br />
Küçük çocuk, rüyada olmalıydı. Hiç beklenmedik şeylerin yaşandığı bir rüya. Aceleyle sağa sola bakındı. Ama her şey gerçekti. Balıkçı da, sandal da, ihtiyar da&#8230;<br />
Topu ise, işte ellerindeydi. Ona sıkıca sarılıp:<br />
- Bir daha benden izinsiz gezmek yok!. dedi. Ya dua etmeseydim ne olurdun o zaman?<br />
SİZLERDE DUA ETMEYİ DENEDİNİZMİ SIKINTILI ANLARINIZDA?&#8230;<br />
BELKİ DUALARINIZ HEMEN GERÇEKLEŞMEYEBİLİR AMA O DUALARIN SEVABI<br />
YETER SİZLERE&#8230;<br />
YENİ ÖĞRENDİM BENDE&#8230;. DUA EN KIYMETLİ BİR HAZİNE BİZİM İÇİN.. BİTER DİYE KORKMAYIN İSTEDİĞİNİZ KADAR KULLANIN&#8230; ÖYLE BİR HAZİNE Kİ SINIRSIZ VE KARŞILIKSIZ VERİLMİŞ HEMDE&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.myzest.com/kucuk-bir-cocuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kim Gafil, Kim Cahil&#8230;</title>
		<link>http://www.myzest.com/kim-gafil-kim-cahil/</link>
		<comments>http://www.myzest.com/kim-gafil-kim-cahil/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 May 2007 10:06:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>irfan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.myzest.com/index.php/kim-gafil-kim-cahil/</guid>
		<description><![CDATA[

Bu seçimler bir geçse de bu hayhuy bir bitse, ortalık biraz yatışsa -mümkün mü bilemiyorum- çok mutlu olacağım.
Günde 200 kere “ya kardeşim, laiklerin açılma hakkı varsa diğerlerinin de kapanma hakkı vardır. Geldiklerinde bizi kapatacaklar ama ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><img src='http://www.myzest.com/wp-content/mayis_tugce_baran.kucukresim.jpg' align=left alt='Tuğçe Baran - Kim Gafil, Kim Cahil…' />Bu seçimler bir geçse de bu hayhuy bir bitse, ortalık biraz yatışsa -mümkün mü bilemiyorum- çok mutlu olacağım.<br />
Günde 200 kere “ya kardeşim, laiklerin açılma hakkı varsa diğerlerinin de kapanma hakkı vardır. Geldiklerinde bizi kapatacaklar ama paranoyasıyla insan hakları ihlal edilemez. Ayrıca bu bir laik/dinci çatışması değildir. Bal gibi bir sınıf çatışmasıdır. 80 yıldır başörtüsüne bir şey demezken kimse, başörtülüler şehirleşmeye, zenginleşmeye, mal mülk ve iş sahibi olmaya, çocuklarını sizin gibi liselere, üniversitelere göndermeye başlayıp, pekala sınıf atlayıp sonra da yetmiyormuş gibi iktidar olunca mı fark ettiniz Türkiye’nin sıkı Müslüman bir ülke olduğunu? Sıkı dindar bir millet olduğumuzu? Mevlitsiz, hocasız, kurbansız, adaksız, imam nikahsız birkaç bin kişiden başka kimsenin olmadığını? Toplumun ezici çoğunluğunun zaten dini kurallar çerçevesinde yaşadığını? Düne kadar “sevimli başörtülü köylü teyzenin” fotoğraflarını çekerken birden onun kızının veya kızı olabilecek birinin first leydi olabileceğini görünce mi Türkiye’deki aydınlık-karanlık hadisesi ilginizi çekti? Başörtülüler 80 yıldır olduğu gibi köylerinde, kasabalarında yaşasalardı, etliye sütlüye karışmasalardı, “dekoratif unsur” olarak kalsalardı yine çok ilginizi çekecek miydi kuran kursları, cehalet, gericilik, milletin sabah akşam ibadetten başka bir şey yapmıyor olması, Fettullah, şu bu..” demekten sıkıldım. Sıkıldım ama başka bir şey ne düşünebiliyorum ne de düşünmemize izin veriliyor. <span id="more-104"></span></p>
<p>Türkiye sanki AKP’den önce acayip açık saçık, acayip aydınlık, acayip bilinçli, acayip okumuş yazmış, acayip anti-dindar, nefis bir ekonomiye sahip, üniversiteleri lise üstü saçma sapan kurumlar değil, mahkemeleri süper bağımsız, anayasası acayip demokrat bir yermiş gibi.. Müslümanlık mı? O da ne diyen bir yermiş gibi.. </p>
<p>Bildim bileli bu ülke açığıyla kapalısıyla, bikinilisi çarşaflısıyla süper cahildir, bildim bileli bu ülkede kadınların ezici çoğunluğu örtülüdür, bildim bileli kasabalarda HERKES ama HERKES yazları kuran kursuna gider, bildim bileli mevlitsiz geçen bir gün yoktur, bildim bileli hurafeler gırladır, bildim bileli Ramazan’da bu ülkenin İzmir, Ankara ve İstanbul dışındaki şehirlerinde, kasabalarında, köylerinde lokantaları kapalıdır, sokakta yemek yemek hoş karşılanmaz, bildim bileli erkek doktorlara kadınlar gitmek istemez&#8230; </p>
<p>Ama ne memleket batmıştır ne de İstanbul, İzmir ve Ankara “elitleri” bununla ilgilenmiştir.. </p>
<p>Bikinimiz giyebilip rakımızı içebiliyor muyuz imbatımıza, lodosumuza karşı? Tamam o zaman.. </p>
<p>Ne zamanki o “ıyyyy” insanlar diplerine geldi, “kıllı kolları, kısa bacakları, kocaman göbekleriyle parklarda sere serpe mangal yaptı, felllllaket bir görüntü kirliliği yarattı, yetmiyormuş gibi bir de kafasının türlü türlü örtü”, (benim laflarım değil bunlar) ve üstelik o diplerine gelen “ıyyy” insanlar da bir güzel kendilerinden birini seçti.. “Aaa! Yok yok.. Çok dinci oldu bu ülke.. İmdat!” </p>
<p>Akrabalarının yarısı küçük bir kasabada yaşayan ve bütün akrabaları gayet dindar, gayet hali vakti yerinde ve gayet kendine saygılı insanlar olan ve hemen hemen bütün yaz tatilleri orada geçen biri olarak bana cidden çok komik geliyor. Eskiden olmayıp da şimdi olan bir şey görmek için çok uğraşıyorum. Başörtülerin modası değişti, iğneli iğnesiz, bağlamalı, sallamalı, tek katlı, iki katlı, renkli, sade, kimisi türban dedi, kimisi sıkmabaş dedi, kimisi başka bir şey dedi ama örtü örtü olarak kafalarda HEP vardı.. Kenarı işle yemeni değil de VAKKO olunca mı batıyor? (Ki Vakko 60 yıldır servetinin büyük bir kısmını başörtüsünden kazanmıştır diyebiliriz..) </p>
<p>Hadise bir yer değişimidir. Kasabalarda olanın yayılması, kendilerine güvenlerinin gelmesi, süklüm büklümlüklerinin yok olması ve ayrıca evet, zenginleşip sınıf atlamasıdır. Hadise Nişantaşı Bağcılar savaşıdır.. Bağcılar’dakinin gelip Nişantaşı’nda oturmak istemesidir.. İSKİ’de, Tapu Kadastro’da, Adliye’de çalışmak istemesidir. Ve bana bugüne kadar neden onların orda olmaması gerektiğine dair makul bir açıklama yapılamadı. </p>
<p>Beğenirim beğenmem ayrı. Ülke böyle olsun isterim istemem ayrı. Ama kuralları hem sen koy, hem maç göre oynansın hem de sen gol yiyince, al topunu git. Ahlaksızlıktır bu her şeyden önce. </p>
<p>Milletin dinle kafayı bozup cahil cahil dolaşması, doktora orasını göstermemek uğruna hastaneden kaçıp sokakta doğurması ne kadar sinirimi bozuyorsa öteki tarafın da çekirdek çitletip yarışma programı izleyip, ömrü hayatında tek bir kitap okumayıp sonra da “biz çok aydınlıkız heyo heyo hey” mitinglerine bayraktan yapılma kıyafet kreasyonlarıyla katılması da o kadar sinirimi bozuyor. Kim daha az cahil, tümüyle şüphe içindeyim. Bu dediklerimi anlamayıp da “senin kara çarşafın gelmiş.. Soksunlar o sarı aptal kafanı burkalara da gör gününü” diye mektup atanları da son cümleme “teyit” olarak görüyorum.. </p>
<p>Tuğçe Baran &#8211; Vatan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.myzest.com/kim-gafil-kim-cahil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben Bir Küçük Dana idim&#8230;</title>
		<link>http://www.myzest.com/ben-bir-kucuk-dana-idim/</link>
		<comments>http://www.myzest.com/ben-bir-kucuk-dana-idim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Apr 2007 14:59:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>irfan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öylesine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.myzest.com/index.php/ben-bir-kucuk-dana-idim/</guid>
		<description><![CDATA[

Başlığa bakacak olursak site sahibisi ve bazı arkadaşlar ne demek istediğimi anlayacaklardır.
Ancak açık olmayan durumlarda söz konusu. Velhasıl ben bir küçük dana idim İçerenköy&#8217;de. Bir çok kez bu durum suratıma bir tokat gibi indi durdu. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><img src='http://www.myzest.com/wp-content/nisan_dikkat_okuz_cikabilir.jpg' align=left alt='Dikkat Öküz Çıkabilir' />Başlığa bakacak olursak site sahibisi ve bazı arkadaşlar ne demek istediğimi anlayacaklardır.<br />
Ancak açık olmayan durumlarda söz konusu. Velhasıl ben bir küçük dana idim İçerenköy&#8217;de. Bir çok kez bu durum suratıma bir tokat gibi indi durdu. Sağolsun arkadaşlar bana bunu unutturmadı her defasında. Tamam okul dönemlerinde okulla çok haşir neşir olmadım. Bilinen bir büyük gerçekde uykuya olan düşkünlüğüm idi. Danalık da bu binaen üstüme yapıştırılmıştı.<span id="more-86"></span></p>
<p>Eeee artık okul bitti. Yani örgün olan kısmı. Şimdilerde Aöf&#8217;de eğitim haytımıza devam! ediyoruz veya etmeye çabalıyoruz. Neyse artık bu dana muhabbeti bitmiştir heralde  diye aklımdan geçiyor lakin bu mümkün değil. Ben bu konuda şunu söylemek istemiştim bu köprünün altından çok su aktı. Bazı şeyler geride kaldı demek istiyorum da.. Bunu ben kendime kabul ettiremiyorum. Yani sizden önce kendime söz geçiremiyorum. Ben gerçekten bir dana mıyım? Açıkcası sık sık kafama takılıyor bu mesele. Baksanıza yıllardır içime oturmuş. Halen bunu düşünüyorum üzerinden yıllar geçsede.</p>
<p>Fakat bu konuda dün (25/04/2007) itibarıyla büyük bir şok yaşadım. Yıllar sonra bunu görmek benim ne kadar gaflet içinde olduğumu gösterdi. Dün akşam işyerinde o kadar basit ve küçük bir hata yaptım ki herkes bana bir yeriyle gülecek derecede bir basitlikti. Bunu görünce kendi kendime sen bir zamanlar küçük bir dana idin. Eeeeee artık büyüdün(yaşlandın), evlendin, çoluk çoçuğa karıştın yani koca bir öküz oldun Çamlıcada.</p>
<p>Not: Mustafa Erdem gerçekten bir insan(hayvan) sarrafı.. Kendisinden özür diliyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.myzest.com/ben-bir-kucuk-dana-idim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tozlu sayfalardan düşen satırlar</title>
		<link>http://www.myzest.com/tozlu-sayfalardan-dusen-satirlar/</link>
		<comments>http://www.myzest.com/tozlu-sayfalardan-dusen-satirlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2007 13:35:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>irfan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.myzest.com/index.php/tozlu-sayfalardan-dusen-satirlar/</guid>
		<description><![CDATA[

KİMİN UMURUNDA
Bahar, bir başka gelmiş kapıma bu defa
Dünya dönüyormuş kimin umurunda
Gülmüşüm, ağlamışım kime ne?
Su gibi akıyormuş zaman bana ne;
Aldırmıyorum, ağladığım günlere
Yapraklar  rüzgarla dans ediyormuş,
Bülbül güle şarkı söylüyormuş
Boş ver!
Hadi durma, dön git yoluna
Ardına bakmadan
Testide bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><H2>KİMİN UMURUNDA</h2>
<p>Bahar, bir başka gelmiş kapıma bu defa<br />
Dünya dönüyormuş kimin umurunda<br />
Gülmüşüm, ağlamışım kime ne?<br />
Su gibi akıyormuş zaman bana ne;<br />
Aldırmıyorum, ağladığım günlere<br />
Yapraklar  rüzgarla dans ediyormuş,<br />
Bülbül güle şarkı söylüyormuş<br />
Boş ver!</p>
<p>Hadi durma, dön git yoluna<br />
Ardına bakmadan<br />
Testide bir bardak su kalmış<br />
Pakette bir tek sigara,<br />
Ömür damla damla bitiyormuş<br />
Nefes nefes tükeniyormuş<br />
Aldırma!<span id="more-80"></span></p>
<p>Şemsiye&#8217;yi bilerek unutmuşum<br />
Ve ıslanmışım yağmurla<br />
Kaldırımlarda, su birikintilerine<br />
Basa basa yürümüşüm<br />
Ayakkabılarım su alıyormuş<br />
Neyleyim</p>
<p>Kendimden geçmişim<br />
Yokluğunda karanlık gecelere<br />
Küfürler etmişim<br />
Son sigaramı da içmişim<br />
Duvarlara vura vura<br />
Terk etmişim<br />
Bu kahrolası yerleri<br />
Yokluğun düğümlenmiş boğazıma<br />
Ben sensiz gitmişim.<br />
Ne gam&#8230;</p>
<p>Nefes nefes tükeniyormuş ömür<br />
Su gibi akıyormuş zaman<br />
Kimsenin umurunda olmadan.</p>
<p>SÜAVİ<br />
Bak Süavi<br />
Yine akşam oluyor<br />
Güneş, yine dağların ardına gidiyor<br />
Güneş, bizim yüreğimize doğmuyor<br />
Ama bizim yüreğimize batıyor.</p>
<p>Haydi Süavi<br />
Gidelim artık sessizce<br />
Karanlığın içinde<br />
Görülmeden, gizlice<br />
Ay doğacak birazdan<br />
Karanlık geceye<br />
Ay’ın aydınlığı vuracak yüzlere<br />
Ama bizim yüzümüze değil Süavi</p>
<p>Haydi Süavi gidelim<br />
Ardımıza bakmadan<br />
Kimseler için gözyaşı akıtmadan<br />
Parmaklarımızın ucuna basa basa<br />
Sessiz ve sedasız gidelim<br />
Bu şehir dar gelirken yüreğimize<br />
Sığamayız biz, bu yüreklerimizle<br />
Bu şehrin dar sokaklarına,<br />
Tadı yok ne kışın,<br />
Ne baharın Süavi<br />
Ne yeşili yeşil, ne de mavisi mavi<br />
İnsanlar mutlulukta;<br />
Gülüyor, gülümsüyor Süavi<br />
Bizim için gülmüyorlar belki,<br />
Ama bize gülüyorlar Süavi</p>
<p>Güneş, doğuyor artık geceye<br />
Gündüzler bizi sarmaz<br />
Gündüzler bizi barındırmaz<br />
Biz gecelere dönelim Süavi<br />
Eğer bir gün öleceksek<br />
Geceleyin ölelim<br />
Örtüp üstümüze gecenin karanlığını<br />
Kimseler bilmeden ölelim<br />
Neden ve nasıl,<br />
Kimin için öldüğümüzü<br />
Kimseler bilmeden<br />
Gün doğmadan ölelim,<br />
Gecenin karanlığı sır perdesi olsun,<br />
Ölümümüze..</p>
<p>Bak bu gecede yavaş yavaş<br />
Terk ediyor artık bizi<br />
Güneş doğuyor Süavi<br />
Ama bizim için değil,<br />
Bizim yüreğimize değil,<br />
Bizim yârınımıza değil,<br />
Bizim sevdamıza değil Süavi,<br />
Ama batarken&#8230;</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Güle hayran kalıp uzanınca,<br />
Dikeni eline batarmış</p>
<p>Ateş gönüle bir kere düşünce,<br />
Şartı yanıp kül olmakmış  </p>
<p>Fırtınası denizde kopunca,<br />
Dalgası yüreğime çarparmış</p>
<p>Bir zamanlar dostum çoktu deyince,<br />
Güvendiğin dağlara kar yağarmış</p>
<p>Malım mülküm var derken,<br />
Anladım dünya bile yalanmış</p>
<p>Düştüğünde herkes tekme vurunca,<br />
Ağlarsa anam ağlarmış</p>
<p>Çok konuşmayı marifet sayarken,<br />
Söz gümüş, sükût altınmış</p>
<p>En ufak hataya sinirlenirken,<br />
En büyük mükafat sabraymış</p>
<p>Acılar damla damla yüreğime birikirken,<br />
Gözlerime bulutlar gibi ağlamak kalmış</p>
<p>Hep ona buna güvenirken,<br />
En büyük dayanak Allah’mış</p>
<p>Başımız her daim dik yürürken,<br />
Bir gün gelip secde yapmak varmış</p>
<p>Rabbim bir kere “ol? deyince,<br />
O’nun emrine “olmaz? olmazmış</p>
<p>Bir umut bağlayıp geleceğe,<br />
Onunla yatıp, onunla kalkmak varmış</p>
<p>Daha hayat yeni başladı derken,<br />
Ak sakallı halimizi görmek varmış </p>
<p>Dündü, bugündü, yarındı derken,<br />
Geride koca bir ömür yaşanmış</p>
<p>Bir gün gelip de kalbim durunca,<br />
Anladım dünyada bir de ölmek varmış</p>
<p>İSTANBUL’U KURTARMAYA GELDİM<br />
– İstanbul’u kurtarmaya geldim<br />
– Oraya nasıl gidilir<br />
– Orası çok zorlu ve çetindir<br />
– Peygamber söyledi:<br />
– İstanbul feth olunacaktır<br />
– İstanbul’un fethi altı asırlıktır</p>
<p>– İstanbul’u kurtarmaya geldim<br />
– Bir elimde kılıç bir elimde kalkan<br />
– Bilmez misin kurtardı Fatih Sultan<br />
– Sancağımızı dikeceğim; olacak bize vatan<br />
– Bilmez misin bu uğurda,<br />
Can verdi Ulubatlı Hasan</p>
<p>– İstanbul’u kurtarmaya geldim<br />
– Fatih’ten sonra sanki hiç güneş doğmamış<br />
– Kim bilir; nasıl yaşadı, böyle kaç mevsim<br />
– Yazık!<br />
– Bana kurtaracak İstanbul kalmamış</p>
<p> ADI YOK ARRILIKLARIN</p>
<p>Adı yok ayrılıkların<br />
Boğazga düğüm düğüm hıçkırık<br />
Kalpte bir parça umut parçacığı<br />
Gözlerden dökülen inci göz yaşları<br />
Düşer tam da ortasına mutluluğun<br />
Konulur da sevdalara birer ad<br />
Adı yok ayrılıkların</p>
<p>Çiçekler açarda baharda<br />
Karlı, karakışlar gelir<br />
Güneş her gün doğarda sabaha<br />
Ay karanlıklara gelir<br />
Ayrılık boğazda düğüm<br />
Gözden yaş gelir<br />
Ferhat’a dağ<br />
Mecnun’a çöl gelir<br />
Herkese varda bir ayrılık<br />
Adı yok ayrılıkların</p>
<p>SEVDİM SENİ<br />
Sevdim seni güzel kız<br />
Ne yaparsın<br />
Elimde olmadan..<br />
Elinde olmadan..<br />
Öylesine akıp giderken zaman<br />
Birden bire sevdim seni..<br />
Sen bilmezdin ama;<br />
Seni sevdiğimi<br />
Ve üşüdüğümü<br />
Bir yaz gününün<br />
Bol yıldızlı gecesinde.<br />
Sen bilmezdin,<br />
Aşkından üşüdüğümü</p>
<p>Sevdim seni güzel kız<br />
Ne yaparsın..<br />
Bilemezdim..<br />
Bilemezdin..<br />
Her şeyin bir anda<br />
Böyle oluvereceğini<br />
Kendi halinde akıp giderken zaman<br />
Sen bilmezdin<br />
Yüreğim ellerimde bir demet,<br />
Sana sunulmaya, gül olurken<br />
Sen duymazdın<br />
Sensizliğin acısını ve hasretini<br />
Ve geçmediğini günlerin<br />
Kış günlerinin bol bol<br />
Yağan rahmetiyle<br />
Islanırken..<br />
Sen bilmezdin aşkından<br />
Islandığımı&#8230;</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
Bir nefer gererken göğsünü mermiye,<br />
Mermi üzerinde şehadeti taşıyordu.<br />
Kavuşurken bir beden daha toprağa<br />
O bedene; kanıyla ölümsüzlük yazılıyordu&#8230;</p>
<p>İrfan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.myzest.com/tozlu-sayfalardan-dusen-satirlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

