Sırat kadar keskin bir hayatın ortasındaydım
Yüreğimde mutedil sevdaları
Gözlerimde yarınları
ve çözülmemiş sırları taşıyordum
Yıldızsız gecelerin perde aralıklarından
Ve bir mum aleviyle aydınlanan odalardan
Fakülte kantinlerinden
Otobüs duraklarından
Gürültülü meydanlardan
Ve inançlarıma boyadığım şehrin duvarlarından
Bir gök gürültüsü gibi titreyip
Göğsümü kavgalara dönüyorum

Omuzlarıma aldığım yük yığınların kurtulşuydu
İşte ben bu yüzden, umutlarımı
Yuvasına sürülmüş bir mermi gibi
Bıkmadan… Yorulmadan…
içimde taşıyorum
Ahh aÄŸlamadan… Korkmadan…
Ve aykırı yaşamanın bilincinde
gözlerimi kırpmadan
gülerek göğüsledim kurşunları

Ben ölerek yaşatmanın ne olduğunu
Yıllar önce önde gidenlerden öğrenmiştim
Taze bileklerimi, gök gözlerimi
Ve içimi çoktan hazırlamıştım hırçın kavgalara
Kaldırımlarda büyümüş biri için
Kaldırımlara yığılmak zor değildi
Ve zor deÄŸildi
Cebinde kefen parası olmayan biri için
Herşeyi yüz üstü bırakıp gitmek
Åžimdi…
Sağ ve sol omuzumda yazılı olanların dışında
HerÅŸeyi…
Ama herÅŸeyi
Size bırakıyorum
Size…

Selçuk KÜPÇÜK