Bir Yalnız Savaşçının Ölümü
Sırat kadar keskin bir hayatın ortasındaydım
Yüreğimde mutedil sevdaları
Gözlerimde yarınları
ve çözülmemiş sırları taşıyordum
Yıldızsız gecelerin perde aralıklarından
Ve bir mum aleviyle aydınlanan odalardan
Fakülte kantinlerinden
Otobüs duraklarından
Gürültülü meydanlardan
Ve inançlarıma boyadığım şehrin duvarlarından
Bir gök gürültüsü gibi titreyip
Göğsümü kavgalara dönüyorum
Omuzlarıma aldığım yük yığınların kurtulşuydu
İşte ben bu yüzden, umutlarımı
Yuvasına sürülmüş bir mermi gibi
Bıkmadan… Yorulmadan…
içimde taşıyorum
Ahh ağlamadan… Korkmadan…
Ve aykırı yaşamanın bilincinde
gözlerimi kırpmadan
gülerek göğüsledim kurşunları
Ben ölerek yaşatmanın ne olduğunu
Yıllar önce önde gidenlerden öğrenmiştim
Taze bileklerimi, gök gözlerimi
Ve içimi çoktan hazırlamıştım hırçın kavgalara
Kaldırımlarda büyümüş biri için
Kaldırımlara yığılmak zor değildi
Ve zor değildi
Cebinde kefen parası olmayan biri için
Herşeyi yüz üstü bırakıp gitmek
Şimdi…
Sağ ve sol omuzumda yazılı olanların dışında
Herşeyi…
Ama herşeyi
Size bırakıyorum
Size…
Selçuk KÜPÇÜK



Evet, ben de öyle biliyorum. ”Erguvan bakışlı bir akşam üstü, bir büyük caddede vurdular beni” diye başlar aslında. (Bestelenmiş kısım)
Sanırsam; Monna Rosa şiirinde de aynı şey söz konusu. Şiiri (aslında şiir Monna Rosa kitabından, farklı kısımlar birleştirilerek okunuyor) okuyan Abdullah Çevik, Yavuz Bülent Bakiler’in ”Gözlerin İstanbul Oluyor Birden” şiirini okuyan Selçuk Küpçük.
şiirin müellifi abdullah çevik bestelenen kısmının müellifi rahmetli dilaver cebeci ve bestecisi selçuk küpçük
bir bilgilendirme olarak kabul edin selametle