<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>zest!™ Society &#187; Yaşam</title>
	<atom:link href="http://www.myzest.com/category/yasam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.myzest.com</link>
	<description>"Sosyal Bi' Hadise"</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Jan 2012 14:46:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Sağlık Bakanlığı&#8217;nın teptiği büyük servet-Aydogan VATANDAS</title>
		<link>http://www.myzest.com/saglik-bakanliginin-teptigi-buyuk-servet-aydogan-vatandas/</link>
		<comments>http://www.myzest.com/saglik-bakanliginin-teptigi-buyuk-servet-aydogan-vatandas/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 06:49:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mustaky</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.myzest.com/?p=674</guid>
		<description><![CDATA[

1850&#8242;li yıllarda verilen söz ve yıllar sonra bağışlanan servet! Manisa bugün iki hastane birleştirildiği için ABD&#8217;deki milyar dolarlık fonu kaybetmek üzere&#8230; Morris Şinasi&#8217;nin hikayesi ve Manisa&#8217;ya bıraktığı müthiş servetin öyküsü:
Morris Şinasinin vasiyeti şimdi ne olacak?
Morris ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p style="text-align: justify"><a href="http://www.myzest.com/wp-content/MOUSE.jpg" rel="shadowbox[sbpost-674];player=img;"><img class="alignleft size-full wp-image-675" src="http://www.myzest.com/wp-content/MOUSE.jpg" alt="" width="300" height="176" /></a><span style="color: #000000">1850&#8242;li yıllarda verilen söz ve yıllar sonra bağışlanan servet! Manisa bugün iki hastane birleştirildiği için ABD&#8217;deki milyar dolarlık fonu kaybetmek üzere&#8230; Morris Şinasi&#8217;nin hikayesi ve Manisa&#8217;ya bıraktığı müthiş servetin öyküsü:</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #000000">Morris Şinasinin vasiyeti şimdi ne olacak?</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #000000">Morris Şinasi adını daha önce duymadıysanız, o halde arkanıza yaslanın ve bu ilginç hikayeyi okumaya başlayın.</span></p>
<p><span id="more-674"></span></p>
<p>Geçenlerde Manhattan’daki ofisime heyecanla giren arkadaşım beni Op.Dr. Fahrettin Er ile tanıştırdı. Op.Dr. Er, Manisa Merkez Efendi Devlet Hastanesi’nde  üroloji uzmanı olarak çalışan araştırmacı ruha sahip bir doktor.</p>
<p>Hayatını Manisa tarihini, kültürünü ve geçmişini araştırmaya adamış desek yeridir. Araştırdığı konulardan birisi de Moris Şinasi’nin çok ilginç hayat hikayesi. Nereden çıktı şimdi bu hikaye diyeceksiniz? Ama eğer yazıyı sonuna kadar okuma sabrını gösterebilirseniz, bu konuyu neden yazdığımı anlayacaksınız.</p>
<p>Asıl adı Mouse (Musa) Aşkenazi olan Moris 9-10 yaşlarında kuş palazı hastalığına yakalanır, Manisa’daki yüzlerce çocuk gibi. Yıl 1864’tür. O tarihte çocukların gidebileceği tek bir hastane vardır Manisa’da. O da Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi, Yavuz Sultan Selim’in karısı, Kırım Hanı Meng’li Giray’ın  kızı olan Hafsa Sultan’ın yaptırdığı Manisa Sultan Camii Darüşşifası’dır.</p>
<p>Küçük Mouse günlerce hastanede kalır. Sonunda iyileşir ve taburcu olma vakti gelir. Küçük Mouse’in babası tedirgin ve mahcup bir edayla, hiç parası olmadığını söyler hastanenin Başhekimi ve aynı zamanda küçük Mouse’nin de doktoru olan Şinasi Bey’e. Bunun üzerine Doktor, ‘üzülmeyin, burası vakıf hastanesidir, parası olmayanlardan para alınmaz’ der.</p>
<p>Bu konuşmayı odasında sessizce dinleyen küçük Mouse işte orada, o dakikada, bir gün zengin olursa eğer, doğup büyüdüğü bu beldeye bir hastane yaptıracağı sözünü verir kendi kendine. İşte Morris Şinasi’nin inanılmaz öyküsü böyle başlar.</p>
<p>15 yaşında, önce fakir ailesine destek sağlamak için Yahudi mezarlığında bekçi olarak işe girer.</p>
<p>Okuma bilmediğinden bir aileye mezar yeri gösteremeyince işinden olur. 1870 yılında Mısır’da  bir tütün tüccarının yanında çalışmaya başlar.</p>
<p>Kısa zamanda patronunun gözüne girer ve 1892 yılında patronundan aldığı 25 bin dolarla ABD&#8217;ye gider.</p>
<p>Gümrükten geçerken Mouse olan adını Morris diye, Aşkenaz olan soyadını ise bir vefa örneği olan hayatına silinmez izler bırakan onu ücretsiz tedavi eden doktoru Şinasi Bey’in adı ile değiştirir. Morris Şinasi adıyla yeni hayatına devam eder.</p>
<p>Yıll 1903’tür. Osmanlı ile ABD arasındaki tütün anlaşması Morris&#8217;in önünü açar. Ege tütününü iyi tanımaktadır.  Erkek kardeşi Solomon&#8217;u da Manisa&#8217;dan getirterek işlerini iyice büyütür.</p>
<p>Kurduğu fabrikada Türk tütünü kullanılmaktadır. Kısa zamanda üne kavuşur. Türkiye&#8217;den özellikle Manisa ve Akhisar civarından aldığı tütünleri yine bu bölgeden götürdüğü usta ve kalifiye işçilerle işler.</p>
<p><img src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//780320100213055620665.jpg" border="0" alt="kullan" />1903 yılında Selanik&#8217;te iş arkadaşı olan Jozef Ben Rubi&#8217;nin kızı Laurette ile tanışıp evlenir. Victoria, Juliette ve Altina isimli üç kızı ile Leon isimli bir erkek çocuğu olur. Artık çok zengindir. Yunan Yahudisi eşi için o döneme göre oldukça gösterişli bir malikane yaptırır.</p>
<p>Morris Şinasi Yunanistan&#8217;daki bir basın toplantısında kendisine uzatılan kağıdı yanındakine verir ve ‘Ben okuma bilmem sen oku’ der.</p>
<p>Bir gazetecinin ‘okuma yazma bilmeden bu kadar zengin oldunuz, bir de tahsilli olsanız kim bilir ne olurdunuz?’ diye sorunca Morris ‘İyi bir mezar bekçisi olurdum.’ cevabı verir.</p>
<p><strong>SERVETİNİN DÖRTTE BİRİNİ HASTANEYE BAĞIŞLAR</strong></p>
<p>1916 yılında şirketinin tüm haklarını Amerikan Tabacco Company&#8217;e satar. Ve iş hayatından çekilir.</p>
<p>Morris Şinasi hayatını 1929 yılında kaybeder. Şinasi, 9 yaşındayken verdiği sözü tutmuştur. Ölümünün ardından vasiyeti açıklanır. Ve Ameirka’yı kasıp kavuran o büyük buhran döneminde tüm birikiminin neredeyse 4’te birini Manisa’da hastane yapılması için bağışladığı ortaya çıkar.</p>
<p><img src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//425520100213055834810.jpg" border="0" alt="kullan" />‘Vasiyeti doğrultusunda vakfedilen bir milyon dolarlık bağışın 180 bin doları hastanenin inşaatına ve gerekli donanımın alınmasına, bakiye 820.000.- doların ise menkul kıymetlere yatırılıp bu yatırımdan elde edilecek gelirin, her yıl hastaneye gönderilmesine karar verilir. Chemical Bank temsilcisi Huntington Turner, Ankara&#8217;ya gidip Dr. Refik Saydam ve başvekil İsmet İnönü ile görüşür ve 27 Mayıs 1930 tarihinde Ankara&#8217;dan ayrılır.</p>
<p>Ayrılmasından hemen sonra Dr. Refik Saydam, Chemical Bank and Trust Co.&#8217;nun gönderdiği yazıda hastanenin inşaası için nakden ödenecek olan 180 bin dolarlık tutarla kırk yataklık bir hastanenin inşa edilebileceğini bildirir. Turner&#8217;a, kendisinin teklif ettiği gibi, vakfedilen 820.000.- dolarlık kısmın menkul kıymetlere yatırılmasından elde edilecek yıllık yaklaşık otuzüç-bin dolar gelirin her yıl hastaneye bağışlanmak üzere T.C. Ziraat Bankası A.Ş.&#8217;ye havale edilmesinin uygun olduğunu söyler.’ *</p>
<p>Ardından Hastane’nin kurulması çalışmalarına başlanır.</p>
<p>‘1932 yılında doların Türk lirası karşılığı ortalama değeri 2,1193 liradır. Dolayısıyla yıllık toplam 28.560.- lira tutarındaki personel maaşları yaklaşık 13.500.- dolara tekabül etmekte olup vakfedilen 820.000.- doların yıllık menkul sermaye geliri hem personel hem de diğer hastane giderlerini rahatça karşılayabilmektedir.</p>
<p>Morris Şinasi&#8217;nin vakfettiği 820.000.- dolar yatırıldığı menkul kıymet fonu Chemical Bank tarafından yönetilmeye devam eder. Chemical Bank 31 Mart 1996 tarihinde ‘The Chase Manhattan Bank’ ile birleşir ve fon The Chase Manhattan tarafından devralınır. Fon banka tarafından başarılı bir şekilde yönetildiğinden 1933 yılından beri her yıl düzenli bir şekilde yıllık getirişi Morris Şinasi Hastanesi&#8217;ne bağışlanmaya devam eder.’*</p>
<p>Bu yardımın devamı da Moris Şinasi isminin hastanede hastane olarak muhafaza edilmesi şartına bağlanmıştır.</p>
<p>Ne var şimdi burada diyeceksiniz elbette değil mi?</p>
<p><strong>ŞİMDİ PARAYI ELİMİZİN TERSİYLE İTİYORUZ</strong></p>
<p>Şimdi sıkı durun.</p>
<p>Dr. Fahrettin Er’den aldığımız bilgiye göre, Hastane’nin adı bir süre önce değiştirilmiş. Hastanenin yeni adı birleştirildiği Manisa Merkez Efendi Devlet Hastanesi olmuş. Ancak Morris Şinasi adı hastanenin duvarlarında kalacakmış. Yani Morris Şinasi Milletlerarası Çocuk Hasatanesi poliklinik hizmet binaları olarak kalacak. Ancak 820 000 dolarlık fonu 80 yıldır yöneten ilgili Amerikan bankasının yöneticileri bunu kabul etmek istemiyor görünüyorlar. Kısacası 80 yıl önce geliri Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bir hastaneye tahsis   edilen bu fonu ve gelirini Türkiye’ye yollamak taraftarı değiller.</p>
<p>Peki 1929 yılında kıymetlendirilmeye başlanan 820.000 doların bileşik faiziyle birlikte bugün ulaşmış olduğu meblağı tahmin edebiliyor musunuz?</p>
<p>Sağlık Bakanlığı acaba bu konunun farkında mı?</p>
<p>Uzman bir arkadaşıma göre inanılmaz büyük bir rakam bu. Şu an teyit ettiremediğim için yazamıyorum. Ama çok büyük bir meblağ bu. Türkiye’nin mutlaka bir adım atmasını gerektiren bir durum!</p>
<p>Ayrıca merak ettiğim bir şey var?</p>
<p><strong>SAĞLIK BAKANLIĞI NE KADARINI BİLİYOR?<br />
</strong><br />
Sağlık Bakanlığı acaba bu uygulamadan ne boyutta haberdardır? Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyulmuş olabilir?</p>
<p>Hadi, parayı bir kenara bırakalım. Bu kadar kıymetli bir tarihi hadiseye nasıl bu denli kayıtsız <img src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//430920100213055251361.jpg" border="0" alt="kullan" />kalınabilir?</p>
<p>Açılımdan sözedilen bir dönemde, böyle bir uygulama doğru mudur?</p>
<p>Yahudi asıllı bir Osmanlı Vatandaşı, Osmanlı’yı vatan bilmiş, tüm birikiminin neredeyse 4’te birini bu topraklara vakfetmiş? Osmanlı’yı bundan daha güzel ne anlatabilir?</p>
<p>Şu kadarını söyleyeyim Dr. Fahrettin Er’i tamamen bir tevafuk sonucu ilgili bankanın fon yöneticisiyle görüşmeye ben götürdüm ve bu inanılmaz hikayeyi öğrenmiş oldum.</p>
<p>Anti siyonist özelliği ile bilinen ikinci Abdülhamid’in Dördüncü  Dereceden Osmanlı nişanı ile Morris Şinasi’yi ödüllendirdiğini de aklımızın bir kenarında tutalım.</p>
<p>Bankanın fon yöneticisi Hastanenin adının değişmesi nedeniyle söz konusu fonun artık sona erdiğini ifade ediyor. Aldığım bilgiler, söz konusu bankanın bu fonu bir süredir devralmak istediği ve bu konuda da çeşitli girişimlerde bulunmuş olabileceği yönünde.</p>
<p>Dr. Fahrettin Er, Morris Şinasi’nin torunlarıyla da görüşebilmeyi umuyordu. Ama bu olmadı. Bankanın ilgili fon yöneticileri Dr. Er’e ailenin hayatta olan üyeleri ile ilgili bilgileri vermedi.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı’nı bu konuyu enine boyuna araştırmaya ve Manisalı olması dolayısıyla Başbakan yardımcısı sayın Bülent Arınç’ı da konuyla ilgilenmeye davet ediyorum.</p>
<p>*Musa&#8217;nın  Evlatları  Cumhuriyet&#8217;in  Yurttaşları    Rıfat N.Benli  Sayfa:83-101   İletişim  Yayınları  İstanbul  2003</p>
<p><strong>Aydoğan VATANDAŞ / Haber 7<br />
</strong><a href="mailto:aydogan29@yahoo.com"><strong>aydogan29@yahoo.com</strong></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.myzest.com/saglik-bakanliginin-teptigi-buyuk-servet-aydogan-vatandas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneş Enerjisi, Evde Elektrik Üretimi</title>
		<link>http://www.myzest.com/gunes-enerjisi-evde-elektrik-uretimi/</link>
		<comments>http://www.myzest.com/gunes-enerjisi-evde-elektrik-uretimi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 21:00:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kuzha</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[evde elektrik üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[güneş enerjisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.myzest.com/gunes-enerjisi-evde-elektrik-uretimi/</guid>
		<description><![CDATA[

Aşağıdaki analizler fikir vermesi bakımından kabaca yapılmış analizlerdir. Yatırımcının enerji kullanım ihtiyaçlarına dönük özel hesaplama yapılması daha net sonuçlar çıkaracaktır. İlke olarak en ucuz yatırım mümkün olduğunca tam kapasitede kullanılacak bir güç seçimiyle mümkündür.
Panel Grubu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><a href="http://www.myzest.com/wp-content/gunes-enerjisi-evde-elektrik-uretimi01.jpg" rel="shadowbox[sbpost-561];player=img;"><img class="alignleft size-medium wp-image-652" title="gunes-enerjisi-evde-elektrik-uretimi01" src="http://www.myzest.com/wp-content/gunes-enerjisi-evde-elektrik-uretimi01-300x225.jpg" alt="gunes-enerjisi-evde-elektrik-uretimi01" width="300" height="225" /></a>Aşağıdaki analizler fikir vermesi bakımından kabaca yapılmış analizlerdir. Yatırımcının enerji kullanım ihtiyaçlarına dönük özel hesaplama yapılması daha net sonuçlar çıkaracaktır. İlke olarak en ucuz yatırım mümkün olduğunca tam kapasitede kullanılacak bir güç seçimiyle mümkündür.</p>
<p>Panel Grubu Maliyeti<br />
Güç ve dolayısıyla sistem seçimimizi nasıl yapacağız?</p>
<p>Piyasada görüyoruz, örneğin 1.000 wattlık tam tekmil set şu kadar euro diye. Peki ama hangi 1.000 watt? Bu 1.000 watt, 24 saat için 1.000 watt mıdır, yoksa saat başına 1.000 wattlık bir kapasite midir? Yoksa ayda 1.000 watt mıdır? Örneğin 100 wattlık bir panel koysak sonra da buna 2.000 wattlık inverter bağlasak 2.000 wattlık set mi satmış veya almış oluruz? HAYIR.</p>
<p>100 wattlık bir panel demek saatte 100 watt enerji üreten panel demektir.1 saatte ürettiğiniz bu enerjiyi 2.000 watt lık bir çamaşır makinesine verirseniz 1 saatin 20’de1’nde yani 3 dakikada tüketeceksiniz ve çamaşır makinesinin her 3 dakika çalışması için bu panelin 1 saat güneş almasını bekleyeceksiniz demektir. Yani bir kalem pille de bir çamaşır makinesini invertere bağlayarak çalıştırmak mümkündür ama kaç saniye veya kaç salise? Sözün kısası bu sistem hesabı ve gücüne göre fiyat hesabı yanıltıcıdır.</p>
<p>Sistemler kurulu güçleri üzerinden tanımlanır ve yıllık enerji üretimleri esas alınırsa o zaman doğru karşılaştırma yapılabilir. Hidroelektrik santraller veya rüzgar tarlaları da kurulu güçleriyle ifade edilir. Solar panel için konuşacak olursak, örneğin toplam 1.200 watlık panel demek kurulu gücü 1.200 watt olan bir enerji santrali demektir. Bu santralde üreterek depoladığımız enerjiyi ister azar azar uzun sürede, isterse büyük bir harcamayla kısa sürede tüketebiliriz. Sistemin ölçüsü bu değildir. Bu sadece tali malzemeleri (örneğin solar panel sistemlerinde inverterleri) ilgilendiren bir husustur.</p>
<p>Kavramları böylece netleştirdikten sonra devam edelim. Amaç günlük enerji tüketimimiz neyse onu üretebilmek olduğuna göre ne kadarlık bir sistem kurmamız gerektiğini nasıl hesaplayacağız?</p>
<p>Türkiye’de yaklaşık ortalama kışın 4 saat, bahar ve sonbaharda 7 saat, yazın 11 saat güneşlenme süresi olduğunu kabul edebiliriz (kendi ilinizdeki aylara göre son 20 yılın ortalamasını www.meteoroloji.gov.tr adresinde ilgili ilin hava durumu bölümünde ortalama günlük güneşlenme süresi satırında bulabilirsiniz). Eğer sizin kış elektrik tüketiminiz günde ortalama 4 kw yani 4.000 wattsa (bunu elektrik faturanızın tüketim bölümünden anlayabilir, aylık tüketimden günlüğü bulabilirsiniz) toplam 1.200 watt civarında bir solar panel kurulumu kışın günlük ihtiyacınızı görecektir. Neden 1.000 wattlık değil de 1.200 wattlık panel dedik? Çünkü paneller ancak tam optimum şartlarda optimum güçlerini verebilirler. Oysa panelin camı kirlenir, güneş sabah dimdik gelmez, akşam dik gelmez, hava çok sıcaktır verimi düşer, çok soğuktur verimi düşer vs. vs. bunların da hesaba katılması halinde 1.2000 watt-tan da yüksek panel gücü seçilmesi gerekir ama biz ev halkının duruma göre tüketimini ayarlayabileceğini düşünerek asgari bir tolerans verdik. Böylece kışın günde ortalama 4 saat güneşlenerek günlük 4.000 wattlık ihtiyacımızın karşılığını üretebileceğiz demektir.</p>
<p>Solar panelde gümrük vergisi sıfırdır. Toplam 1.200 watt’lık panel bizim temin fiyatlarımızla 3.300 euro gümrüğe geliş fiyatı artı gümrükleme masrafı ile KDV HARİÇ yaklaşık 3.700 euro civarındadır.</p>
<p>Bu reklamdan sonra devam edelim. Peki ya baharda ve yazda ne olur? Baharda ve sonbaharda günde 7 saat, yazda 11 saat güneşlenme süresi düşünebiliriz demiştik. O zaman bizim kışın 4.000 watt günlük üretim yapan sistemimiz baharda 7.000 watt, yazda 11.000 wattlık günlük enerji üretebilecek demektir. O zaman baharda ve yazda kışın tüketmediğimiz alanlarda elektrik kullanma olanağımız doğacak demektir. Örneğin su ısıtma ve yemek pişirmede elektrik kullanıp bunları bedavaya getirebileceğizdir. Ya da bir klima çalıştırabileceğizdir.</p>
<p>Akü Grubu</p>
<p>Enerjiyi biriktirmenin yollarından bir tanesi akülerde depolamaktır. Solar panelleri sadece bahçe sulamada kullacaksanız o zaman akü yerine bir havuz daha mantıklıdır. güneş gördüğü sürece sistemin ürettiği elektriği başka bir araç kullanmaksızın bir su deposunu doldurmak üzere doğrudan DC derinkuyu pompasına verebilirsiniz.</p>
<p>Ancak enerji başka alanlarda da elektrik olarak kullanılacaksa ki genelde olan budur, sistem maliyetine, akü sistemi, şarj kontrol cihazı ve 220 volta çevirmek için 3.000-5.000 wattlık bir tam sinüs inverteri eklemekte fayda var.</p>
<p><a href="http://www.myzest.com/wp-content/gunes-enerjisi-evde-elektrik-uretimi02.jpg" rel="shadowbox[sbpost-561];player=img;"><img class="alignright size-medium wp-image-653" title="gunes-enerjisi-evde-elektrik-uretimi02" src="http://www.myzest.com/wp-content/gunes-enerjisi-evde-elektrik-uretimi02-300x169.jpg" alt="gunes-enerjisi-evde-elektrik-uretimi02" width="300" height="169" /></a>Peki ne büyüklükte bir akü kapasitesi kullanacağız? Bu biraz bizim bölgemize ve seçimimize bağlı? Güneş olmasa bile peş peşe güneşsiz geçecek günlerde ihtiyacımızı karşılayacak kadar akü kapasitesi gereklidir. 3 gün veya daha uzun süreyle peşpeşe güneş olmaması çoğu bölgemizde nispeten çok nadir olduğundan 3. güne de yetecek kadar fazla akü almak faydasına göre pahalı bir yatırımdır. Bunun yerine Şebeke elektriğinin olduğu yerde 2 gün, olmadığı yerde 3 günlük ihtiyacımızı depolayacak kadar akü kullanımı uygun olacaktır. Bu da günlük tüketimi 4.000 watt olan bir ev için 8.000 wattı karşılayacak akü kapasitesi demektir. 12 V 800AH’LİK akü grubu 12voltX800 Amper Saat =9.600 watt depolayabilir. Ama akülerde depolananın tamamını hatta %70’inden fazlasını kullanmak aküyü kısa zamanda öldürmektir. Bu tüm aküler geçerlidir. Yalnız derin boşalmalı (deep cycle) akülerden %80’den biraz daha fazla boşalma ve yine bu akülerden anlık çok yüksek akımlara karşı dayanıklılık bekleyebilirsiniz? Öyleyse bunlardan mı almalı? Yine hayır?</p>
<p>Neden? Çünkü diyelim bunlardan 1 tanesi normal 2 akünün gördüğü işi görüyor ama fiyatı 3 katı! O zaman ben neden bunlardan 1 tane alacağıma normal 2 akü almıyayım? Aynı iş daha ucuza gelmez mi? Gelir! İşte nedeni bu.</p>
<p>Bu yüzden çok pahalı aküler yerine 1,5 -2 kat daha yüksek kapasiteli yerli yapım taş gibi kuru bakımsız aküyü daha ucuza almayı neden tercih etmeyelim ki? Hem ondan bizim insanımızın ekmek yemesi ve bunun öyle ya da böyle bize de yansıması da cabası!</p>
<p>Kuru tip normal aküleri mümkün olduğunca seri bağlantıyla (48 volt veya 96 volt vb) kullanmayı öneriyorum. Bunlardan aynı gücü temin etmek için düşük voltajda yüksek akım çekmek yerine seri bağlayarak yüksek voltajda düşük akımı tercih etmemizin nedeni ise hem kısa zamanda yaşlanmalarına engel olmak hem de iletkenlerin akıma karşı direnç göstermeleri nedeni ile yüksek akımda yüksek kayıp ve malzeme maliyetinin ortaya çıkması. bu şekilde kullanımla bu akülerin tercihi daha da mantıklı hale gelmekte.</p>
<p>Çok pahalı aküleri önermememizin bir nedeni de yakında uygulamaya geçeceği enerji bakanlığı çevresince söylenen çift taraflı sayaç uygulaması. Bu uygulamaya geçilirse akü grubu zaten tamamen gereksiz hale gelecek ve kullanmadığız enerjiyi şebekeye verecek ve orada depolamış gibi gerektiğinde şebekeden çekebileceksiniz. Ay sonunda Alınan-verilen enerjiye göre bir hesaplaşmayla gelir bile elde edebileceksiniz. Öyleyse akülerimizin yakın zamanda gereksiz hale gelme olasılıkları güçlüyken 3-4 yıllık ömür yerine ultra maliyetle 5-6 yıllık ömürlülerden seçilmesi neden gereksin?</p>
<p>İnverter<br />
Aynı nedenle inverter denen, aküdeki DC enerjiyi şehir cereyanı olan 220Volt, 50 Hz cereyana çeviren inverter türünde de geleceği hesaba katan seçim yapmak, bugün daha pahalı olsa da şebekeye elektrik veremeyen, ilerde atıl kalabilecek (off-grid) inverter almaktansa şebekeye elektrik verebilen inverterlerden (İngilizce on-grid veya grid-tied denilen) seçmeyi öneriyorum. Tam sinüs özelliği de çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, buzdolabı gibi endüktif yükleri karşılamak ve bozmamak için gereklidir. Peki gücü ne olmalı? İnverterin gücü aynı anda çalışacağını düşündüğümüz cihazların anlık toplam gücüne göre seçilmelidir. Örneğin, 2 kW lık bir çamaşır ve yine 2 KW’lık bir bulaşık makinesini aynı anda çalıştırmak için 4 KW’lık inverterimiz olmalıdır. Aynı anda birlikte çalışmamak kaydıyla, çamaşır veya Bulaşık Makinesinin veya verimlilik değeri (COP) 3’ün üzerinde olan 9.000 BTU’luk bir klimanın çalışacağı varsayımıyla 3.000 Wattlık, hadi rahat olalım 5.000Watt’lık, tam sinüs dalga çıkışlı, şebekeye enerji verebilen bir inverter seçimi uygun olabilir. Bu aracın Şebekeye kapalı (off-grid) modelleri piyasada KDV dahil perakende 1.500-3.000 euro civarında.</p>
<p>Aynı panellerin yazın ortalama 11 saat güneş koşullarında günde 11.000 Watt’lık enerji üreteceğini hesap edersek daha yüksek kapasiteli soğutucu klima gücüne uygun inverter de seçebiliriz.</p>
<p>Buraya yine reklam almak hakkımız olsa gerektir: biz aynı güçte şebekeye bağlanabilen inverteri yaklaşık olarak şebekeye bağlanamayan inverter fiyatına temin edebiliriz. Tabi istersek şebekeye elektrik vermeden de çalışabilmek üzere.</p>
<p>Kurulum<br />
Kuruluma gelince, güneş enerjisinden sıcak su teminine yarayan sistemi kuran bir usta (çırak değil) benzer şekilde sıcak su paneli yerine bunları monte edebilir. Elektrik bağlantısı ise panel ve diğer araçların kullanım kılavuzuna göre bilinçli bir elektrik teknisyeni tarafından rahatça yapılabilir. Elektrik teknisyeni işinde iyiyse panellerin mekanik bağlantılarını da rahatça yapabilir.</p>
<p>ÖZET: kışın elektriği ısıtmada kullanmamaya katlanırım ama çoğunlukla yemeklerimi elektrikli ocakta yaparım ve baharda sonbaharda duş suyu ve yemek yapmada da kullanırım, yazın ise çok ek olarak sıcak saatlerde 12.000 BTU klima bile çalıştırabilirim diyen diyen bir ev için maliyet 6.000-8.000 euro arasıdır.</p>
<p>Son bir bilgi: Sistemin tamamı sökülüp bir yerden bir yere taşınabilir niteliktedir.</p>
<p>Son bir soru: rüzgar türbini kullanmak maliyetimize nasıl etki eder?</p>
<p><a href="http://www.myzest.com/wp-content/gunes-enerjisi-evde-elektrik-uretimi03.jpg" rel="shadowbox[sbpost-561];player=img;"><img class="alignleft size-medium wp-image-654" title="gunes-enerjisi-evde-elektrik-uretimi03" src="http://www.myzest.com/wp-content/gunes-enerjisi-evde-elektrik-uretimi03-300x225.jpg" alt="gunes-enerjisi-evde-elektrik-uretimi03" width="300" height="225" /></a>Öncelikle rüzgar türbininin apartman yaşamına uygun olmadığını ve sorun çıkarabileceğini çünkü örneğin 15 daireli bir apartmana 15 türbin koymanın hem yer ve verim, hem de ses ve görüntü kirliliği nedeniyle imkansıza yakın olduğunu söyleyip devam edelim. Aynı güçte bir güneş paneli grubu bir rüzgar türbininden yaklaşık 2-3 kat daha pahalıdır. İyi ama ya rüzgarın kısa süreli veya yavaş ve güneşin de şiddetli ve uzun süreli olması nedeniyle güneş paneli o rüzgar türbininden örneğin 4 kat fazla elektrik üretebiliyorsa? Bu durumda rüzgar türbini ürettiği enerjiye göre daha pahalıya gelecektir. Aslında net bir hesaplamayı ilgili bölgede yıllık rüzgar hız ve süresinin analiziyle güneş açı ve süresinin bir karşılaştırmasını dikkate almak en sağlıklısıdır. Bu nedenle bazı web sitelerinde rastladığımız gibi tam kapasiteyle çalışırsa şu kadar üretir üzerinden güneş panelleri sayısını azaltıp yerine tam kapasiteye yakın çalışacağı hesaplanmış bir rüzgar türbini koyarak ezbere fiyatlama yapmak doğru değildir. Ucuz görünen çok pahalı olabilir (ilave panel alımı gerekebilir) ve daha kötüsü beklediğimizi vermeyebilir. Bana göre finansal durum ve rüzgar iyiyse ve de kullanım alanı müstakil bir evse, rüzgar türbinini rüzgarın en bol olduğu kışın, tam da ısınmanın en gerekli olduğu zamanda ısınmada kullanarak çevreci konforu artırmak için ilave bir araç olarak düşünmek en uygun seçim olabilir. Ve bir reklam daha: biz bunu da piyasada kaç euro deniyorsa yaklaşık o kadar dolara temin edebiliriz.</p>
<p>Kaynak:günebakan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.myzest.com/gunes-enerjisi-evde-elektrik-uretimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

