Alıntı

Can Veren Pervaneler

Sinema

Siyaset

Yeni Dünya Düzeni

Ana Sayfa » Alıntı

Seçim Fıkraları :)

Gönderen: Tarih: 24 Temmuz 2007 – 17:15Yorum Yok | 1.766 kez okunmuş

“NERDE ESKİ SEÇİMLER”
Her seçimde olur
Elli seçimlerinde Konya’da duvarlara asılı afişleri okuyan köylü ile aday arasında şu konuşmalar geçer:
” Topraksıza toprak, toprağa tapu,ürüne fiat.”
” Ne zaman olacak bunlar ”
” Her seçimde, her seçimde. ”

“Oylar nereye gider ?”
1950 Seçimlerinde oyunu kullandıktan sonra, köylü seçmen geri döner.
” Bey pusulamı geri istiyorum. ”
” Geri verilmez, niçin istiyorsun? ”
“Adres yazacağım”
” Adres yazılırmı be Adam!..”
” Geçen seçimde adresi yazmadık ta oylar başka partiye gitti de…”

“Geçersiz oylar ne olur ?”
1965 seçimlerinde İstanbuldan milletvekili seçilebilmek için 20.114 oy gerekiyordu. Oysa 27.937 oy geçersiz sayılmıştı. Milli bakiye sistemine göre bu oylar sayılsa idi birde geçersiz milletvekili çıkardı.—–

“Babasının yerine kızı”
1950 seçimlerinde Afyon milletvekili ve millet partisi Yönetim kurulu üyesi Sadık Aldoğan radyoda konuşacaktı. Fakat Aldoğan tutuklanmış. Bunun üzerine konuşmayı kızı Gönül Aldoğan yaptı :
” Bu saatte babam Sadık Aldoğan buradan partisi adına ulusumuza seslenecekti. Ancak az önce polisler geldi, babamı İstanbul’a götürmek için tutukladılar. Ben kızı Gönül Aldoğan, onun yerine konuşuyorum. Konuşmam özgürlüğünü yitiren babamın, milletimiz özgürlüğe kavuşsun diye babam tarafından yazılmış olandır.”

“Kime oy verelim ?”
Kürsüye çıkmış olan aday, atıp tutuyor :
” Falanca parti koministtir,ona oy vermeyin!”
” Yaşa…”
” Filanca Genel Başkan masondur,ona oy vermeyin.”
” Varol…”
” Şu parti de dinsizdir, ona da oy vermeyin!”
” Nurol…”
Kalabalığın arasından biri sorar.
” Peki kime oy verelim? ”
” Bana oy verin, bana…”

“Dimitri camiye gitti”
46 seçimlerinde oylama yöntemi şöyleydi : Oylar açıkta, herkesin gözü önünde atılıyor, oyların sayımı kapalı yerde, herkesin gözünden ırak yapılıyordu. Onun için olacak, bugünkü deyimle, 1946 seçimleri ayıplıdır. Çünkü kapalı yerlerde yapılan oy sayımının içine neler girmez, neler çıkmaz.
1950 seçimlerinde ise oyların atılması gizli yerde olacak, kapalı bir yerde atılacaktı.Sayımı ise açıkta herkesin gözü önünde yapılacaktı.
Oyların gizli, kapalı bir hücrede atılması için her seçim sandığında bir hücre bulunması gerekiyordu. Hesaplandı, kitaplandı, kapalı hücreler yaptırmak dünyanın parası idi. Ne yapsın hükümet, Oyların okullarda,camilerde kapalı bir yerde atılmasına karar verdi.
İstanbul’da Hiristiyanların bol olduğu bir yerde adres soran birine:
” Dimitri mi ? Dimitri camiye gitti” demişlerdi.
Camiye gitmişti ama namaz kılmaya değil.

“Askerler de döğüşür”
1950 Seçimlerinde, seçime katılan her partinin listesinde bir general vardı. Üç parti de CHP, DP, CMP listelerinin başına birir emekli Generali aday olarak koymuşlardı. Listeyi görenler;
” Aaaa, ” demişlerdi, ” Seçim savaşı, emeklisi generaller arasında oluyor.”
” Hep siviller değil, askerler de seçim sandığında savaş verecekler.”

“Bu da bir hastalık”
Dünya kadar para harcadığı halde, listeye bile giremeyen adaya soruyorlar :
“Durum nasıl ? ”
“Lanet olsun, bir daha partilerin önünden bile geçmeyeceğim” diyor.
Aradan dört yıl geçiyor, bakıyorlar ki bizim ki adaylığa yeniden soyunmuş.
” Ne o? diyorlar.”
” Ne olsun hastalık…”

“Millete tansiyon lazım”
Cemal madanoğlu, İstanbul’dan bagımsız olarak adaylığını koymuştu. Seçim masrafları için de katını satmış, onun parası ile masrafları karşılamıştı.
Seçimler sonuçlanmış, Paşa yeterli oyu alıp seçilememişti. Paşa, çevresindekilere seçim sonucu :
“Durum nedir? Diye sormuş.”
” Yitirdiniz paşam.”
” Anlaşıldı, bu millete bir tansiyon aleti lazım.”
” Paşam, size de oturacak yeni bir kat.”

“Kürsüye çıkan var mı?”
1965 seçimlerinde Milas’ın bir ilçesinde düzenlenen mitingde, Halk Partisi’nden Mualla Akarca, birkaç partili daha konuşacaklar. Ancak toplananlarda bir korku var.
Kentin bıçkınlardan Bahri Can, Hasan Bilgili, Mehmet Zeki ve İsa, tabancaları çekip ateş etmeye başlamışlar :
” Paçası sıkan varsa kürsüye çıksın!…”
Kimsenin paçası sıkmamış.

“Seçim dosyası”
Erzurum’da seçmenlerin genç adaylara daha çok değer verdikleri haberi yayılmıştı. Saçları ağarmış adaylardan bazıları saçlarını siyaha boyatmışlardı. Seçim sonuçlandı, saçlarını siyaha boyayanlardan çoğu seçimi yitirmişti.
Arkadaşları :
“Bu halin nedir” diye sorduklarında, cevapları :
“Seçim boyası ” olmuştu.

“Elleriniz uçkurunuzda”
Adaylardan biri Ağrının Tutak ilçesinde seçim nutku atıyor.
” Buralara neler yapıldı? Bir eksiğiniz, gediğiniz var mı? ”
” Şükür herşeyimiz var ”
” Yolunuz ‘
” Var ”
” Caminiz ”
” Var ”
” Okulunuz ”
” O da var. ”
Başlar aday konuşmaya :
” Ulan möhterem ve aziz Tutaklılar, size möhterem demeyecektim, ama işte diyorum. Ulan size herşeyi yaptık. Helaları bile ağzınızın içine yaptık,elleriniz uçkurunuzda Fırat’tan bu yana gelmezsiniz…”
“Ben ismet Paşa’nın milletvekiliyim”
Seçmenlerde bir adet vardır, İşleri için başkente geldiklerinde çat kapı, milletvekillerinin evlerine gelirler. Sabah sabah, durmadan birşey isterler. Gene milletvekillerinden kontenjandan gelme birinin kapısı sabah karanlığında çalınır. Hanımı kapıyı açar.
” Ne var ”
” Beyi görmek istiyoruz.”
” Bey uyuyor ”
” Uyandırın ”
” Uyandıramam ”
” Biz de bir daha oy vermeyiz, o da milletvekili olamaz.”
Kapı ardında bu sözleri duyan milletvekilinin tepesi atar.
” Defolun şurdan, der, ben sizin değil İsmet Paşa’nın milletvekiliyim.”

“Okuma yazma bilirim”
Milletvekili olmak için adaylardan diploma istemezler. Ama okuma, yazma bilmesi şarttır. 1957 Seçimlerinde Hüriyet partisi adayına okuma yazma bilmiyor diye itiraz etmişler 55 yaşındaki adayı sınava çekmişler.
Kem küm ettikten sonra sınavı zorla verebilmiş, milletvekili olmuştu.

“Kendi adını yazdırmış”
1965 seçimlerinde AP’nin aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na götüren parti temsilcisinden. Diyarbakır listesinde eksik bulunan bir aday için bir ad vermesini istemişler. Temsilci de vakit bulamadığından, tutup listenin enüstüne kendi adını yazdırmıştı.
Seçim sonucu ilan edildiğinde bakmışlar ki temsilci de milletvekili olmuş. Birşey diyememişler, sineye çekmek zorunda kalmışlar.

“Bunlar da resmi iş değil mi?”
1965 Seçimlerinde Antalya’da devlet Su İşleri memurlarından birisi Adalet partisi’nin afiş ve broşürlerini resmi hizmete mahsus yazılı bir kamyonetle dağıtır, dururmuş. Kendisini yakalamışlar, sorguya çekmişler. Verdiği ifade de şunları söylemiş :
” Bu yaptığım da resmi iş değil mi? Adalet partisi seçimi kazanacak ve hükümeti kuracak. Yaptığım yabancının malı değil.”

“Taşıt kıtlığı başladı”
1954 Seçimlerinde Tokat’a adaylar bütün araçlarını kiraladıkları için kentte hiçbir boş taşıt bulunamamıştı.
Kent halkı hastalarını hastaneye götürmek için olsun taşıt bulamamışlardı da adaylardan ödünç taşıt almışlardı.

“Yenice paketine yazılan dilekler”
Seçim bölgesinde aday, seçmenlerin dileklerini Yenici sigarası paketinin ardına yazıp,not alıyordu.
Aday seçmenlere sormuş:
” Niye gülüyorsunuz?”
cevap:
” Bundan dört yıl önce gelen aday da dileklerimizi Yenice paketi ardına yazmış, gitmişti.
adayımız vatandaşa verecek cevap bulamamış bön bön bakakalmış.

“Oy pusulası yerine reçete”
1954 Seçimlerinde, İstanbul’da 231 numaralı sandıktan oy pusulası yerine bir reçete çıkmıştı. Sinir hastalıkları reçetesinin üstünde, ” bu rejim de hastadır ” diye yazıyordu.

“Zeytin vergisini kaldıracağız”
Bir partinin van’a giden genel sekreteri elindeki kağıda bakarak durmadan konuşuyor :
” İktidara gelirsek ilk yapacağımız iş vergileri indirmektir. Hayvanlardan vergi almayacağız. Hele zeytin vergisini tümden kaldıracağız.”
Dinleyenler önce kıkır kıkır, sonra da kahkaha ile gülmeye başlamışlar.
” Gülmeyin, size söz zeytin vergisini kaldıracağız.”
Dinleyenlerden bir ses :
” Bizde zeytin de yok zeytin ağacı da…”
Meğer genel sekreter, ege için hazırladığı konuşmayı yanlışlıkla van’da okumuş.

“Balıkçı köyünde buğday fiyatı”
Antalya’nın bir köyünde aday konuşuyor :
” Buğday fiatlarına zam yapacağız…”
” Yuh… Yuh…”
” Niye yuhalıyorsunuz, gerçekten zam yapacağız.”
” Bizim bura balıkçı köyüdür,buğday da yetişmez. Eğer zam yaparsanız, ekmeği pahalı alacağız. Yuh sana aday…”

“Meydan ağzına kadar dolu değil mi?”
1977 Seçimlerindeydi. Halk meydanda birikmiş,Parti liderini bekliyordu. Parti lideri gecikiyor, bir türlü gelmiyordu. Partili mızmızlandı : Gelecekse gelsin, sonra pazar dağılacak, köylüler gidecek, bizi kınıyacaklar. Öteki parti kadar adam toplayamamışsınız. Yazıklar olsun diyecekler, Oysa bakın oysa meydan ağzına kadar dolu değil mi?

“Niye resim çekmiyorsunuz ?”
Kürsüde konuşan parti başkanı resmini çeken foto muhabirlerine çıkıştı :
” Çekilin önümden, milletimi göremiyorum. Milletimle aramıza giriyorsunuz. ”
Muhabirler kızdılar,başkanın resmini çekmediler. Öteki şehre varıldığında bu kez parti başkanı muhabirlere yakınıyordu :
” Hadi çocuklar resmimi çekmeyi unutmayın. ”

“Şu muhaliflere de bir kaç oy verin”
1977 secimlerindeydi. Demirel İzmir’ den Ege’yi seçim için dolaşıyordu. Denizli-Aydın ve Muğla yolları hınca hınç seçmenlerle doluydu. Demirel şöyle dedi:
‘Acıyorum şu muhalefet partisine. Bakın bütün oylar bize gelecek. ben halka dönüp de şu zavallı partiye de bir kaç oy verin diyemem ki.”

“Hal hatır sormak “
Demirel ile karşılaştığınız zaman ” Nasılsınız” diye sormuyor, “Eyi misiniz ” diyor. Sonra yanıtını beklemeden kendi ekliyor:
” Eyisiniz, eyi…”

“Paşaların devirdiği padişahlar”
Demirel 1974 seçimlerinde Trabzon’ da konuşurken askerlerin darbe yapmalarını eleştiriyordu:
“Osmanlı tarihinin sivri noktalarını çok dikkat etmek gerekir. Sultan Aziz’i günün birinde bir kaç osmanlı paşası tahttan indirir. Yerine sultan Murat’ı geçirir. Murat, taht da 90 gün kalır, Onu da bir başka paşa indirir. Osmanlı döneminde paşaların devirdiği iktidarlar hiçkimsenin işine yaramamıştır. Ne deviren paşaya nede devrilen padişaha.

“Her seçimde ödleri kopar”
Rize’nin sevimli belediye eski başkanı Ekrem Karadeniz’den milletvekillerinin ödü koparmış. Ekrem karadeniz’e sorarlar :
” Milletvekilleri sizden niye korkarlar.”
” Her seçimde Ekrem ağabey aday olacak derler. Ben aday olursam bunlardan çok oy alırım. Ama istemem. Ankara’ya giderim, Ekrem ağabey aday olmak için geldi derler. Bakarlar ki aday değilim, Yüreklerine su serpilir. bu korku ikinci seçime kadar işe yarar.

“Reyi Bursalılar verecek”
Demirel bursa seçim gezisinde ihsan sabri Çağlayangil’i ortalıkta göremeyince yanındakilere sordu :
” İhsan sabri Bey yok mu ? ”
” Yok!…”
” Nerede ? ”
” Davetliymiş, Kanadaya gitmiş.”
” İhsan Bey’e Kanadalılar oy vermeyecek ki Bursalılar verecek…”

“Konyadan oy yok…”
Demirel, seçimde Konyalılardan oy istemiyor, ” Kırat’ın alnı Konya’da yeniden güneş görecektir.” diyordu. Bunun anlamı, Konya’da kazanacağız demekti. Öğrenciler arasından sesler yükseldi.
” Sana Konyadan oy yok…”
” Demirel aldırmıyor, konuşmasını sürdürüyordu :
” Benim selamlarımı…”
” Sana Konya’dan oy yok!..”
Öğrenciler İmam Hatip okulundandı. Demirel yumuşatmak istedi :
” Herkes bize oy verirse neremize koyacağız arkadaşım. Sende oy verme…”
” İmam Hatip okulları…”
” İmam Hatip okullarını ben açtım, Ötekiler kapattı. Gücün varsa, sen git kapatılanları aç.”
Ortalık duruldu.

Favorilere Ekleme & Paylaşım


Puan Verin

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Hiç Oylanmadı)
Loading ... Loading ...

Yorumunuz bırakın!

Yorumunuzu aşağıya bırakabilir ya da sitenizden trackback yapabilirsiniz.. Ayrıca yorumları RSS yoluyla takip edebilirsiniz.

Şu etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu site Gravatar uyumludur. Global tanınma avatarını elde etmek için buraya kaydolun: Gravatar.