Şehrin Gerçek Sahiplerine Hediyemdir
Bu şehirlerin sizlere babanızdan kaldığını düşünüyorsunuz ha ! avuçlarınızı yalayın. O şehirler ki avuçlarınıza bizim esmer alınlarımız ve yiğit bedenlerimiz sayesinde kondu. Biz okların, kızgın yağın, top mermilerinin altında girdiğimiz şehirleri, siz üstüne konaklar kurup sefa süresiniz diye almadık. Ve öyle başınız sıkıştığında size asker, buğday, pembe çilek,taze süt ve vergi vermek için gelmedik dünyaya. Ön saflarda sürüldüğümüz her savaşın nimetlerinden biz de sizin kadar pay istiyoruz. Biz ki Çanakkale, Kosova,Sırp Sındığı ve İstiklal Savaşıyız. Biz ki devasa savaşların, cep saatlerine isabet eden mermi çekirdeklerinden ibaret olmadığını biliyoruz. Ölmek ve öldürmek gibi iki uç arasında salınan bir sarkacın kafalarımızı dağıttığını gördük siperde. Göğsümüze dalan süngülerin çıkarttığı çıtırtıyı yaşadık. O çıtırtı ki babadan oğula aktarılarak durdu göğüs kafesimizde. Ne zaman kaburgalarımıza dokunsak Çanakkale oluyor her yer, yemen oluyor, trablus oluyor. Ve balkan harbinde ağaç kabuğu, büyük kıtlıkta süpürge tohumu yiyoruz hala. Hey amigo, pamuk elli şehir çocuğu, toplan biraz! Bende bu masanın en baba yerine kurulup, kesik başımı ortanıza koyarak, biftek yiyeceğim, kuşkonmaz, gordon blo yiyecek ve avakado içeceğim. Ceplerime kürdan doldurup, garsona parmak şıplatacağım.:? hey garson, hesabı bu iyi giyimli beylere yaz ! bahşiş eklemeyi de unutma? sonra kesik başımı rüyalarınıza girsin diye orada, yani tam ortanızda bırakarak seçkin muhitlerde volta atmaya gideceğim. Parklarda dolaşıp banklara ismimi kazıyacağım. Küçük dilinizi yutacaksınız. Ki hiç bu kadar yakınınıza gelmemişti siperlerin gürültüsü ve gömülmeyi bekleyen ölü askerlerden çıkan kokuyu hiç koklamamıştınız daha önce. Bir insandan oluk gibi kan nasıl akar ve bir mendil niye kanar hiç düşünmemiştiniz. Ve hiç aklınıza getirmemiştiniz şimdi avuçlarınızda daralan şehirlere ilk önce bizim girdiğimizi ve sonra yine bizim girdiğimizi ve elinizde tutmayı beceremediğiniz vakitlerde gelip kurtardığımızı ve yine gelip kurtardığımızı. İşte şimdi yine kurtarmaya geldik. İhanetin zerresini barındırmamış gözlerimizle gözlerinizin taa dibine bakıyoruz. İnancın ve aşkın en ağırıyla kıvranan Anadolu çocuklarına gösterdiğiniz o resmin hesabını soracağız. Çünkü öğrendik ki Mustafa Kemal’in 52. fırkasında ilaç niyetine bile bir tek ZAKARİ yokmuş. Ve şunu aklından çıkarma ki, Anadolu’yu baştan başa kat eden muzaffer orduların erleri bizim dedelerimizdi. Ve onlar senin resimlerden tanıdığın adamın ardı sıra hiç kimseden bir şey beklemeksizin, bir şarkı söyler gibi öldüler. Sen işgalcilerle aynı masada beslenirken biz şayaklarımıza sarılmış düşman bekliyorduk cephelerde. Biz bu toprakları böyle koruduk; şimdi çekil kenara da masayı görelim. Hadi fazla zorluk çıkartma, senin için iyi olmaz!
idris özyol



ayrıca basının bilinçli bir şekilde tvlere yansıtmadığı bir hadiseyi burada vurgulamak istiyorum. bu mitingi yapanların bir kısmı anıtkabir ziyareti sırasında ” kabe arabın olsun , muhammede arabın olsun. sen çok yaşa atam” diye marş söylemişlerdir. bu sloganlar emniyetin kaydına geçmiştir lakin kutlu doğum haftasında ortalığın karışmamasını istememelerinden midir nedir bizzat gene akp hükümeti eli ile bu sloganların ve bu anın basın yolu ile insanlara gösterilmesi engellenmiştir. bu şerefsizlerin hedefi bellidir. hedef islamdır. ” de korkma ; müslümanım , göğsün imanla dolsun , irtica islam ise , başımın tacı olsun”
bu yazı ; cumhuriyete sahip çıkma mitingi altında , atatürk istismarcılığı yapan , dini değerlere ve inançlara saygısızlık yapan , demokrasi kisvesi altına bürünüp darbe çağrısı yapmakla kendileri ile çelişen beyaz türklere ithaf edilmiştir. akp ye karşıyım ama asla bu gurühla aynı safta olmam. bu mitingi düzenleyen kirli eller ile tayyibe o hataları yaptıran kirli eller aynı ellerdir. bu oyunun farkına varılmalı. tayyipçi değilsen bu tarafta olmalısın safsatasına ve kalıbına girmeyi reddediyoruz. sövülen bacımın başörtüsüdür. allah büyüktür. gün gelir putlar bir bir yıkılır.