Savaşın özel sektörü | myzest.com11 Eylül sonrası Yeni Dünya Düzeni’nde evvelden saman altından su yürüten şirketler doğrudan savaşın tarafı haline geldiler. Pek çok hükümetten daha fazla sermayeyi temerküz eden bu çok uluslu şirketler savaşta “silahlı” rol oymamaya da başladılar. Savaşlarda askeriyle cephede yer alan şirketler kanlı kârlarını daha da artırdı.

Zamanın BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 1998′te Ruanda’daki iç savaş sırasında, “teröristleri mültecilerden ayırmak için” özel bir şirketi görevlendirmeyi düşündüğünü, ancak o zaman “dünyanın barışın özelleşmesine hazır olmadığı”nı söylemişti. Oysa ABD’de paralı askerliğin gelişmesi Savunma Bakanı Rumsfeld’in orduyu küçültüp daha ölümcül bir yapıya kavuşturmak istemesiyle başlamış ve Rumsfeld’in politikası 1990′larda hayata geçirilmeye başlanmıştı. Soğuk savaşın sona ermesiyle 2,1 milyon olan ABD ordusundaki asker sayısı 1,4 milyona düşürüldü. Özel askeri şirketlerin rolünün genişletilmesi hamlesi ise Bosna’da atıldı.

Savaşın özel sektörü | myzest.comIrak’ta 130 binden fazla ABD askeri, yaklaşık 9 bin İngiliz ve bazı müttefik ülkelerin sınırlı sayıda birlikleri bulunuyor. Paralı askerin sayısı ise 20 bin. Özel ordu uzmanı Peter W. Singer’e göre, Irak’ta her 10 askerden biri paralı asker. Özel şirketler paralı askerlere yılda 115 bin dolara kadar ulaşan ücretler ödüyor. Günlük ücretler ise 500 ila 1500 dolar arasında değişiyor. Zaten bu yüzden de The Economist dergisi Irak’ın işgalini “ilk özelleşmiş savaş” olarak adlandırdı. Bugün itibariyle 110 ülkedeki 90 askeri şirketin cirosunun 100 milyar dolara ulaştığı hesaplanıyor.

- Şu anda Pentagon’un anlaşmalı olduğu Caci International, Tati gibi özel askeri şirketlerin yaklaşık 20 bin personeli Irak’ta görev yapıyor. İngiltere’nin ise Global Risk adlı firmasının 1100 çalışanın Irak’ta görev yaptığı biliniyor. Bu şirketler içinde Amerikan ve İngiliz vatandaşı olmayan pek çok kişi görev yapıyor. İngiltere için Irak’ta 500 Nepalli, 500 de Fijili asker savaşıyor. Bugün Irak’ta, çeşitli şirketler için Nepalli, Fijili, Filipinli, Avustralyalı ya da Güney Afrikalı pek çok kişi savaşıyor.

Savaşın özel sektörü | myzest.comParalı askerlerin yetmemesi ise başka ülkelere de yönelişe yol açtı ki bunlardan biri de Türkiye. Nitekim ABD, Türkiye’de bazı günlük gazetelere ilan vererek paralı asker aradığını duyurdu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın izniyle yayınlanan ilanda ‘Kuzey Irak’taki ABD üslerinde görevlendirmek üzere İngilizce bilen, silahlı kuvvetler, Emniyet veya özel güvenlik teşkilatlarında çalışmış güvenlik yöneticileri ve Arapça veya İngilizce bilen, silahlı kuvvetler, Emniyet, özel güvenlik teşkilatlarında çalışmış güvenlik elemanları aranmaktadır’ deniliyordu. İlanın yayınlanmasının ardından henüz iki hafta geçmişken, Türkiye’den 4 bin kişi, ABD adına Kuzey Irak’ta görev yapmak için başvuruda bulundu ve proje hakkında bilgi aldığı bildirildi. Bu noktada eski Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel’in açıklamalarına katılmamak mümkün değil: “Türkiye’nin Irak’ın işgaline bulaşması doğru değil. Türk insanının bölgedeki emperyalist çabalara, paralı asker olarak katılıp alet olması bence çok yakışıksız.”


Savaş şirketleri

Savaş şirketlerinin cephedeki rolleri her geçen gün artıyor.

Başlangıçta teknik eğitim ve istihbarat hizmetleri verilmesi, dil bilimi uzmanları bulunması ve güvenliğin sağlanması gibi hassas işleri üstlenen şirketler zaman içinde erzak konvoylarına eskortluk, yeniden imar projeleriyle petrol tesisleri ve boru hatlarının korunması, işgal yönetiminin başkanı Paul Bremer ve diğer üst düzey yetkililerin güvenliğinin sağlanması konusunda sorumluluk aldılar.

Bununla da yetinmediler ABD ordusu yeterli askeri istihbarat ve CIA elemanı bulamayınca paralı askerler kullandı. Direniş şiddetlenince özel askeri şirketler operasyonlarda da bilfiil yer almaya başladı. Örneğin, Necef’te Sadr milisleriyle çatışmalara girdiler. Felluce’deyse, geçen yıl bir Amerikan helikopteri düşürüldüğünde, olay yerine ulaşan, bölgeyi abluka altına alan ve arama-kurtarma çalışmalarını yapan paralı askerlerdi. Ebu Garib cezaevindeki işkence skandalının da ortaya koyduğu gibi paralı askerlerden bazıları, yetkili olmamalarına rağmen sorgulara ve işkencelere katılarak askerleri yönlendirdi.

Hapishanede sorgulamayı üstlenen 37 kişiden 27’si ABD ordusuna mensup olmadığı ortaya çıktı. Bu kişiler, bir ABD şirketi olan, Virjinya’da kurulmuş CACI International’ın çalışanlarıydı. Sorgulama sırasında onlara yardım eden 22 çevirmen ise merkezi Californiya’da olan Titan Corp. tarafından istihdam edilmişti.

Bu görevlilerden üçü Iraklı tutuklulara işkence ve tecavüzden dolayı suçlanmalarına rağmen (Leigh, 17 Mayıs 2004, The Guardian; Conachy, 3 Mayıs 2004) “sivil” oldukları için, ne askeri yasalara ne de Cenevre Anlaşması’na tabi değillerdi. Bu nedenle, yargılanmaları söz konusu olamadı.

Daha önce de Bosna’da görev yapan Dyncorp adlı özel askeri şirkete bağlı çalışanların, kadınları ve genç kızları fuhuşa teşvik ettikleri iddiaları ortaya atılmıştı.

Şirketlerin kendilerine verilenin ötesinde görevler üstlendiği, kendi içlerinde kendi ellerini güçlendiren organizasyonlara giriştikleri de konuşulanlar arasında. Washington Post’un haberine göre, saldırıya uğradıklarında işgal güçlerinin yardımını alamayan özel şirketler kendi acil kurtarma ekiplerini ve istihbarat verilerini toplayan kendi özel istihbarat birimlerini oluşturdular, özel komando birlikleri bile kurdular. Bu şirketlerden birinin kendi helikopter filosu var. Bazıları da aşiretlerle ittifak halinde çalışmaya başladı.

Müşteri memnuniyeti yeterli mi?

Savaşın özel sektörü | myzest.comBu şirketlerin müşterileri ABD ve İngiltere’den ibaret değil. EO (Executive Outcomes), özel askeri şirketlerin protipi ve adından en fazla söz edilen şirket. Apartheid’in kıdemli, emekli askerleri tarafından kurulan şirket, ününü, Angola hükümeti tarafından kiralandıktan sonra kazandı. İsyancı UNITA hareketi, EO tarafından öylesine kötü bir biçimde bastırıldı ki Lusaka Barış Anlaşması’nı imzalamak zorunda kaldı. Daha sonra EO, Sierra Leone’ye geçti. Şirketin bu ülkeden ayrılmasından sonra ise tam bir iç savaş, anarşi ve kanlı bir kaos yaşandı. Daha sonra Angola’da kurulan düzen de dağıldı. Böylece, özel askeri şirketlerin iç savaşlara geçici çözümler getirdiğini göstermiş oldu. Belki de bu şirketler ileride müşteri memnuniyetini artırmak için teknik destekte bulunmak üzere alışverişten sonra hizmet vermek üzere “yetkili servis” uygulaması başlatabilirler.

Şaka bir yana Filiz Çulha Zabcı, şu sözleriyle özel sektöre ait savaş sektörünü sömürgeciliğin yeni yüzü olarak tanımlıyor: “Bazı yorumcular, özel askeri şirketlerin gelişimini ulusal devletlerin “çöküşü”nün bir göstergesi olarak ele alabiliyor. Fakat, bu üzerinde incelikle durulması gereken bir konu. Çünkü, özel askeri şirketlerin güçlü devletler, özellikle Amerikan hükümeti tarafından “ulusal” çıkarları doğrultusunda kullanıldığını bize gösteren çok açık kanıtlar var. Irak’taki özel askeri şirketlerin varlığı ve kullanımı buna kesin bir örnek oluşturuyor. Bu açıdan, “sömürgeciliğin yeni bir yüzü” olarak askeri şirketleri değerlendirecek çalışmalar daha elzem ve önemli görünüyor.”
Tahsin Yücel “Gökdelen” adlı romanında yargının özel sektör eliyle yürütüldüğü bir geleceği anlatmıştı. Ondan ilham alarak şunları da söyleyebiliriz: Yakın bir gelecekte savaşları “parlamentolar” değil de “şirket yönetim kurulları” ilan edebilir. Hele bir de büyük şirketlerin ülke yönetimlerini “yap-işlet-devret” yöntemiyle 49 yıllığına kiralaması formülü akıllara gelirse bilmem bu yaşadığımız Dünya’nın hâli nice olur?

Alıntı: Milli Gazete